Köşe Yazıları

Sanayide Dijital Dönüşüm

  • Share

View this page in English.

EY - Ece Ünlü Ece Ünlü

EY Türkiye Vergi Bölümü Teşvik Hizmetleri Müdürü

 


Sanayi toplumuna geçiş ile birlikte insanlık tarihi boyunca yaşanmış olan en büyük toplumsal değişim ve dönüşümlerden biri gerçekleşmiştir: “Dijital Dönüşüm” veya diğer tabirle “Dördüncü Sanayi Devrimi (Endüstri 4.0)”.

Tarih boyunca pek çok değişim ve dönüşüm yaşanmıştır: Su ve buhar teknolojilerinin üretimde kullanılması (1. sanayi devrimi), elektriğin üretimde kullanılması (2. sanayi devrimi), elektronik ve otomasyon teknolojilerindeki gelişmeler (3. sanayi devrimi)… Sanayinin dijital dönüşümü ise teknoloji ile birleşerek daha farklı bir boyut almış olup 4. sanayi devrimi niteliğini taşımaktadır.

“Endüstri 4.0” kavramı 2011 yılında Almanya’da ortaya çıkmış olup günümüzde sağlayacağı ekonomik ve sosyal faydalar nedeniyle tüm dünyada yükselen bir eğilim olarak ele alınmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerini doğrudan etkileyecek olan bu kavram ülkemizin ilk 10 ekonomi arasına girme hedefi için de önem arz etmektedir.

Dijitalleşme sanayideki söz konusu değişimin itici güç görevini üstlenmiştir. Bu dönüşüm özellikle yapay zeka, otonom robotlar, büyük veri, yenilenebilen enerji teknolojileri, bulut bilişim, nesnelerin interneti, giyilebilir teknolojiler, yeni nesil akıllı sensör teknolojileri ve siber güvenlik gibi dijital teknolojiler ve ürünler vasıtasıyla; eğitim, sağlık, sanayi, tarım, ulaştırma, finans ve perakende gibi pek çok sektörde ve alanda geniş bir etki alanına sahiptir.

Dijitalleşme ile yalnızca yaşanan gelişmeleri takip eden değil, küresel gelişmeleri ve kendi dinamiklerini analiz ederek etkili politikalar geliştiren, teknoloji üreten ve rekabet eden bir ülke olmak amaçlanmaktadır. Dolayısıyla, çoğu ülke, kendi yetkinlikleri açısından yeni sanayi devrimine yönelik stratejilerini ve yol haritalarını oluşturmaktadır.

Ülkemizin de gerek yüksek teknolojili ürün ihracatının gerekse Ar-Ge yatırımlarının GSYH’ye oranı göz önüne alındığında, sanayide dijital dönüşüm yarışında öncü olan ülkelere yetişebilmek için kat etmesi gereken uzun bir yol olduğu görülmektedir. Bu nedenle, ülkemizde de dijital dönüşüme yönelik politika ve stratejiler oluşturmak için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın liderlik ettiği sivil toplum temsilcilerinden oluşan platformlar ve çalışma grupları oluşturulmuştur. Bu çalışmalar sonucunda Türkiye’nin dijital yol haritası belirlenmiş ve dijital atılım programımız hazırlanmıştır. Böylece ülkemizi dünyanın ilk 10 ekonomisi seviyesine çıkarmak hedeflenmiştir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yayınlamış oluğu Dijital Dönüşüm Raporu’da, dijitalleşme yol haritası ve eylem alanları aşağıdaki gibi belirtilmiştir:

 Sanayide Dijital Donusum 1

Söz konusu rapora göre; dijital dönüşüm konusundaki ülke uygulamaları incelendiğinde dört hususun ön plana çıktığı görülmektedir. Bunlar; eğitim altyapısının geliştirilmesi, kullanıcıların desteklenmesi, ulusal tedarikçilerin desteklenmesi ve veri iletişim altyapısının güçlendirilmesidir. Ayrıca farklı ülkelerin dijital dönüşüm sürecini çeşitli finansman mekanizmalarıyla desteklediği de belirtilmektedir. Dolayısıyla, ülke örneklerinin büyük bir bölümünde dijital teknolojiler konusunda temel Ar-Ge’ye ek olarak uygulamalı Ar-Ge faaliyetlerinin de kamu tarafından desteklenmesine yönelik modeller mevcuttur. Uygulamalı Ar-Ge faaliyetlerinde, yatırım maliyetlerinin büyük kısmının, işletme maliyetlerinin ise daha küçük bir kısmının kamu tarafından karşılandığı belirtilmekte olup, ülkemizde de uygun stratejilerin belirlenmesi konusunda adımlar atılmaktadır.

Dijitalleşmenin, ülke seviyesinde etkilerin yanı sıra doğrudan firmalar üzerinde de birçok önemli etkileri bulunmaktadır. Dolayısıyla firma bazında öngörülen etkilere bakıldığında; bakım, kalite kontrol ve stok bulundurma maliyetlerinin azalması, üretim ve personel verimliliğinde artışlar gibi kazanımlar da sağlanabilecektir. Firma ve sektörlerde sağlanacak söz konusu verimlilik artışı ve maliyet azalışı ise, ulusal seviyede rekabet gücünün artmasını sağlayabilecektir.

Sanayinin dijital dönüşüm sürecinde Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), Endüstri Bölgeleri ve Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) ile özel sektör Ar-Ge Merkezleri öncü bir rol üstlenecektir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu raporda Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ve Ar-Ge Merkezlerinde yürütülen dijital teknoloji projelerin dağılımının aşağıdaki gibi olduğu belirtilmektedir:

Sanayide Dijital Donusum 2

Bilim Teknoloji Yüksek Kurulu’nun yayınlamış olduğu “Yeni Sanayi Devrimi Akıllı Üretim Sistemleri Teknoloji Yol Haritası”nda ise, aşağıdaki öngörülere yer verilmiştir. Dünyada;

  • 2020: Birbirine bağlı cihaz sayısı 13 milyardan 29 milyara çıkacak. Nesnelerin interneti pazarının büyüklüğü 656 Milyar USD’den 1.7 Trilyon USD’ye çıkacak.
  • 2025: Endüstriyel robotların yaratacağı ekonomik etki yıllık 0.6-1.2 Trilyon$. Gelişmiş ülkelerdeki imalat süreçlerinin %15-25 oranında otomasyona dayalı olacak.
  • 2030: OECD ekonomilerindeki yenilik aracılığıyla, GHYİH artışı verimlilik artışına bağlı hale gelecek. Dijital teknolojilerin verimlilik, gelir dağılımı ve çevre üzerine güçlü etkileri olacak. Küresel ticaret hacminin yarısı akıllı nesnelerin etkileşimini kullanacak.

Diğer taraftan, dijitalleşmenin istihdam üzerinde oluşturacağı etkiler de gündemde olan bir diğer konudur. Dijitalleşme ile mevcut işlerin teorik olarak %50’sinin otomasyon teknolojileri ile gerçekleştirilebileceği öngörülmektedir. Dolayısıyla aynı üretim daha az personel istihdam edilerek yapılabilecektir. Bu kapsamda, dijital dönüşümün sağlayacağı ekonomik katkı göz ardı edilirse, dijitalleşme sürecinin işsizliği artıracağı düşünülebilir. McKinsey tarafından yapılan araştırmaya göre; 2030 yılı itibarıyla 400 milyon ile 800 milyon arasında kişinin mevcut işlerini kaybedebilecekleri, bunlardan 75 milyon ile 375 milyonunun ise yeni beceriler kazanarak başka işleri yapıyor duruma geleceği öngörülmektedir.