4 dakika okuma süresi 19 Ara 2019
Aerial view of container terminal tollerort hamburg

Tedarik zincirleri için riskten kaçınma ve kazancı katlama stratejileri nasıl çalışıyor?

4 dakika okuma süresi 19 Ara 2019
İlgili konu başlığı Danışmanlık

İş dünyası liderleri, hem kendi organizasyonlarının hem de tedarik zinciri ortaklarının zorlu dönemlerde ayakta kalmalarını ve gelişmelerini sağlamalıdır.

Bugünün iş basını, ekonomi ve diğer konular hakkında çok sayıda çelişkili haberler yayınlıyor. Jeopolitik konular, iklim değişikliği, sosyal sorunlar ve farklı neden ve sonuçlara dair pek çok konu hakkında sürekli yeni manşetler basında yer alıyor. Toplum, daha güçlü ve karmaşık görüşler oluşturarak daha da kutuplaşır hale geldi. Bunun sonucunda, muazzam bir karmaşıklık ve belirsizlik çağında faaliyet gösterdiğimiz açıkça ortaya konmaktadır.

Üç güçlü bileşen, karmaşıklığın ve belirsizliğin karışımını oluşturmak için bir araya geliyor. Öncelikle; milliyetçilik ve popülizmin şiddetlendirdiği, ülkeler arası büyüyen rekabetten kaynaklanan jeopolitik gerginlikler açığa çıkıyor. Jeopolitik gerginliklerin bariz örnekleri arasında, ABD-Çin ticaret ve döviz anlaşmazlığı, Brexit ve Suudi Arabistan'ın petrol tesislerine yapılan son saldırı gösterilebilir.

Toplumsal değişim ise ikinci bileşen olarak yerini alıyor. Bugün, dijitalin yerlisi olan Z Kuşağı işgücüne dahil oluyor. Aynı zamanda; şirketlerin toplumsal beklentileri değişirken, varlık eşitsizliği de protestolara ve ayaklanmalara yol açıyor. Artık şirketlerin sadece hisse senedi değeri yaratmak için var oldukları fikri kabul görmüyor. Bir amaca ve olumlu bir sosyal etkiye de sahip olmaları bekleniyor.

Sonuç olarak, dijital kaynaklı bozulmaları ve hızlandırılmış teknolojik değişimleri görüyoruz. Bunlar; önceki kuşakların geçmişte başardıklarından daha hızlı derecelendirilen yeni teknolojiler, yeni ürünler, yeni iş modelleri ve yeni pazar katılımcılarıyla sonuçlanıyor.

Peki bu karmaşıklık ve belirsizlik dönemi, iş dünyasının liderleri için ne anlama geliyor? Temelde bu, onların kendi şirketlerini değişken piyasa koşullarına dayanacak şekilde hazırlamaları gerektiği anlamına geliyor. Bu hazırlığın bir parçası olarak, liderlerin kendi tedarik zincirlerinin her yönünü (hammadde ve tamamlayıcı maddeleri tedarikten, imalat sürecinin kendisine ve nihai ürünlerin dağıtımına kadar) nasıl yönettiklerini gözden geçirmeleri gerekecek.

Liderler; kendilerine bazı temel soruları sorarak, organizasyonlarının tedarik zinciri için bir inceleme yapmaya başlamalılar. Örneğin; işletme, talep dalgalanmasına hızlı bir şekilde yanıt verebiliyor mu? İşletmenin nakit dönüşüm döngüsünü azaltma kabiliyeti var mı? İşletme çoğunlukla sabit, tam zamanlı iş gücüne mi güveniyor? İşletme, arz kesintisine neden olabilecek alt katman tedarikçilerini teşhis edebiliyor mu?

Liderler, işletmenin mevcut dalgalanmaya dayanmaya hazır olduğunu anladıktan sonra; hem kendi organizasyonlarının hem de tedarik zinciri ortaklarının zorlu zamanlarda ayakta kalmalarını ve gelişmelerini sağlamak için araçlar kullanabilir ve teknikler uygulayabilirler. Çalkantılı zamanlarda ayakta kalma ve gelişme konusunda ciddi olan her işletmenin; hem riskten kaçınabilmesi, hem de kazancı katlayabilmesi gerekiyor. Dahası; tarihsel veriler, her iki yaklaşımı izleyen kuruluşların bir sonraki iş döngüsünde artan getiriler elde ettiğini gösteriyor.

Riskten kaçınmak ve kazancı katlamak derken neyi kastediyorum? Riskten kaçınmak, işletmenizi korumak ve optimize etmekle alakalıdır. Tipik olarak bu yaklaşım; tedarik zincirinde genel ekipman verimliliğini ve üretim performansını iyileştirmeyi, ulaşım ağları için kullanımı teşvik etmeyi, hacmi güçlendirmek ve tedarik tabanlarını rasyonalize etmek için stratejik kaynak kullanımından yararlanmayı ve nakit döngüsü sürelerini (ödenecek hesaplara, alacak hesaplarına ve envantere odaklanarak) azaltmayı içerir.

Diğer yandan; kazancı katlamak, tedarik zincirinizi yeniden oluşturmak için tamamen yeni teknikler uygulamakla ve araçlar kullanmakla ilgilidir. Tedarik zincirinizin hedefi, doğrusal bir modeli (tedarik zincirinizin ve risklerinin uçtan uca görünürlüğünü ortaya koyan) ağ tabanlı bir ekosisteme dönüştürmektir. Ağ tabanlı bir ekosistemde, tedarik zincirine ait tüm veriler bir bulut platformunda yer alır. Böylece; beklenmedik bir talep düşüşü gibi bir olay gerçekleştiğinde, ekosistemdeki tüm oyuncular bunu tespit edebilir ve aynı anda hareket edebilir.

Kazancı katlama teknikleri arasında; akıllı otomasyon, tedarik zinciri süreçlerine gelişmiş analiz uygulamak, akıllı fabrikaları sayısallaştırmak, tedarik zincirinin optimizasyonu ve inovasyonu için dijital ikizler yaratmak ve tedarik zincirinin düzenlenmesine olanak sunan uçtan uca bir görünürlük oluşturmak yer alır. Tüm bu teknikler, süper akışkan pazar olarak tabir ettiğimiz dünyada hayatta kalmak için büyük önem arz ederler.

Meslektaşım Janet Balis, bunu şu şekilde açıklıyor: “Süper akışkan, kasıtlı olarak fizikten alınan bir terimdir. Bir süper akışkan, daha hızlı hareket etmesine ve yeni şekiller almasına izin veren çok az seviyede kıvamlılık gösterir ya da hiç göstermez. Bal ve suyun hareket etme şekilleri arasındaki fark budur. Ve kıvamlılığı azaltmak, her şeyin şu anda pazarlar aracılığıyla daha kolay nasıl aktığına uygun bir benzetme gibi görünüyor. Yıkıcı teknolojiler çoğalmaya devam ettikçe, arz ve talep daha hızlı bir şekilde ve yeni formlarla bir araya geliyor. Ve biz de giderek artan süper akışkan pazarlara erişiyoruz.”

Ekonomik yavaşlama geçtiğinde, kuruluşların daha büyük getirilerle daha güçlü bir şekilde ortaya çıkması, sadece kazancı katlama ve riskten kaçınma yaklaşımlarıyla mümkündür.

Balis; tüm endüstriler süper akışkan pazarlardan etkilenmese de, nesnelerin interneti (IoT), blockchain ve yapay zeka benzeri teknolojilerin pazar uyuşmazlığını hızlı bir oranda azalttığını belirtiyor. Süper akışkan pazarların hakim olduğu bir dünyada, şirketler ve hatta sektörler arasındaki katı sınırlar yıpranıyor. Şirketlerin; iş güçlerini kolaylıkla ölçeklendirebilmeleri, tedarikçileri ile sorunsuz bir şekilde etkileşim kurmaları ve daha önce hiç hizmet etmedikleri müşterilere hizmet ve ürün teklifinde bulunmayı gözden geçirebilmeleri gerekiyor.

Henüz bu iş döngüsünün başındayız. Şirketler, tedarikçiler ve müşteriler; geleneksel sürtüşmeler yok oldukça işlem yapmayı ve iş birliğini kolaylaştırıcı ağlar oluşturuyor ve bunu ekonomik yavaşlamadan eskisinden daha güçlü çıkmak amacıyla gerçekleştiriyorlar.

Açıkçası; süper akışkan pazarlarda gelişen bir ağa sahip ekosistem, bir gecede ortaya çıkabilen bir oluşum değildir. Bu; stratejik planlamanın, yeni teknolojilere yatırım yapmanın ve üçüncü taraflarla etkileşimin bir sonucudur. Bu nedenle EY ekipleri; doğrusal tedarik zinciri modelinden, ağ tabanlı bir ekosisteme geçmek isteyen müşterileri desteklemek için kendi Tedarik Zincirinin Yeniden İcat Çerçevesi'ni geliştirdiler.

Zira ekonomik yavaşlama geçtiğinde, kuruluşların daha büyük getirilerle daha güçlü bir şekilde ortaya çıkması, sadece kazancı katlama ve riskten kaçınma yaklaşımlarıyla mümkündür. Bu stratejiyi uygulayan işletmeler, kendilerini; önümüzdeki çalkantılı zamanlarda ilerleyebilen uygun maliyetli, dirençli ve esnek işletmelere dönüştürmeyi başaracaklardır.

Özet

Çalkantılı zamanlarda, riskten kaçınmak ve kazancı katlamak; işletmelerin tedarik zincirlerini yeniden oluşturmaları için doğru stratejilerdir.