ey-ipo

Metin Canoğulları ile Türkiye'de hız kazanan halka arz trendleri röportajı

İlgili konular

1. Son yıllarda Türkiye’de çok sayıda şirket finansman sağlamak için halka arz yolunu tercih ediyor. Sizce bu yükselişi tetikleyen temel yapısal faktörler neler oldu? 

metin-canogullari

Türkiye’de özellikle son beş yılda halka arzların artmasında birden çok faktörün etkili olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yükselen borçlanma maliyetleri ve enflasyonist ortamda borsanın koruyucu bir yatırım aracı haline gelmesi belirleyici oldu. Bunun yanında şirketlerin kurumsallaşma isteği, bilinirlik ve itibar kazanma motivasyonu ile büyüme ve değer artışı beklentisi halka arzları destekledi.

Aynı zamanda, bu yükselişi etkileyen faktörler arasında; makro-ekonomik konjonktür (yatırımcı açısından farklı getirisi olan enstrüman arayışı, şirketler açısından ise yüksek fonlama ve faiz maliyetinden kaynaklı banka kredilerine alternatif arayışı), şirketlerin büyüme için stratejik finansman ihtiyacı, genişleyen yatırımcı tabanı (yeni bireysel yatırımcıların ekosisteme girmesi) ve alternatif yatırım enstrüman arayışları da yer aldı.

Yatırımcı tabanının 2021–2023 döneminde önemli ölçüde genişlemesi ve SPK’nın onay süreçlerindeki hızlı ve yapıcı yaklaşımı da bu yükselişi hızlandırdı. Ancak 2023 sonrası ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler, BIST100’ün 2025’te diğer yatırım araçlarının gerisinde kalması ve yatırımcı iştahındaki azalma süreci tersine çevirdi. SPK’nın 2024 itibarıyla daha yavaş ve temkinli onaylarının da etkisiyle halka arz sayısı 2025’te son yıllara göre geriledi.

2. Halka arzların hızlanmasında krediye erişim zorlukları, yüksek faiz ortamı ve alternatif finansman arayışı ne kadar belirleyici oldu?

Türkiye’de 2023–2024 döneminde hızlanan sıkı para politikası, kredi maliyetlerinin artmasına ve kredi arzının daralmasına yol açarak şirketleri alternatif finansman arayışına yönlendirdi. Politika faizinin %8,5 seviyesinden %50’ye yükselmesi, şirketlerin uzun vadeli yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını krediyle finanse etmeyi sürdürülemez hale getirdi ve bu durum BIST’i daha erişilebilir bir finansman kaynağına dönüştürdü. Halka arzlardan elde edilen fonların ağırlıklı olarak yatırım ve kapasite artışlarında, takiben de işletme sermayesi ihtiyacının karşılanmasında ve borç geri ödemelerinde kullanılması, kredi kanallarındaki daralmanın şirketleri sermaye piyasalarına yönelttiğinin somut bir göstergesi oldu. SPK’nın bu dönemde halka arzlara yoğun şekilde onay vermesi de şirketlerin kredi yerine sermaye piyasası yoluyla fon sağlamasını kolaylaştırarak süreci hızlandırdı. Genel olarak yüksek faiz, kredi sıkışması ve daha düşük maliyetli finansman arayışı, halka arzların artmasında belirleyici bir rol oynadı.

3. Türkiye’de halka arzların önemli bir bölümü orta ölçekli şirketlerden geliyor. Bu durum sermaye piyasalarının derinleşmesi açısından nasıl okunmalı? 

Orta ölçekli şirketlerin Türkiye’de halka arzlara yönelmesi, krediye dayalı büyüme modelinin zorlandığı bir dönemde sermaye piyasalarının daha stratejik bir rol üstlendiğini gösteriyor. 2025 OECD verileri, sıkılaşan kredi koşulları nedeniyle KOBİ ve orta ölçekli firmaların banka kredilerine erişiminin belirgin şekilde zorlaştığını ve bu nedenle alternatif finansman kanallarına yöneldiklerini ortaya koyuyor. Bu durum, halka arzı sadece fon toplama yöntemi değil, uzun vadeli yatırım yapabilme kapasitesini güçlendiren bir araç haline getiriyor. Dünya Bankası ve IFC analizleri, gelişmekte olan ekonomilerde KOBİ finansman açığının trilyonlarca dolar seviyesinde olduğunu ve bu boşluğun ancak sermaye piyasalarının derinleşmesiyle kapatılabileceğini vurgularken, Türkiye’de de benzer şekilde uzun vadeli finansman eksikliğinin bir sorun olduğunu ortaya koyuyor. Dolayısıyla orta ölçekli şirketlerin borsaya yönelmesi; sermaye piyasalarının tabana yayılması ve ekonomide daha dengeli, piyasa temelli bir finansman yapısına geçiş açısından olumlu ve gerekli bir dönüşümün işaretidir; ancak bu dönüşümün kalıcılığı, şirketlerin halka arz sonrası kurumsallaşma başarısı ve yatırımcı güvenini sürdürebilme yeteneğine bağlı olacaktır.

4. Son dönemde hangi sektörlerde halka arz hazırlıklarının yoğunlaştığını görüyorsunuz? Bu dağılım Türkiye ekonomisinin dönüşümüne dair ne söylüyor?

Türkiye’de son dönemde halka arz hazırlıkları özellikle enerji, teknoloji, savunma, fintech, seçici tüketim ve finansal hizmetler sektörlerinde yoğunlaşarak daha belirgin bir yönelim ortaya koyuyor. 2025 itibarıyla sanayi, enerji, perakende, gayrimenkul ve finansal hizmetler arasında daha dengeli bir dağılım görülse de yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sektörler belirgin şekilde öne çıkıyor.

Özellikle güncel araştırmalar yenilenebilir enerji şirketlerinde halka arz öncesi sürecinin hızlandığını ortaya koyarken; yapay zekâ, savunma teknolojileri, sağlık teknolojileri, kuantum hesaplama ve alternatif enerji gibi alanlara yönelik yatırımcı ilgisinin de arttığını gösteriyor. SPK’nın yenilenebilir enerji, petrokimya, savunma sanayi, tarım ile yeşil ve dijital dönüşüm alanlarındaki şirketler için halka arz kriterlerini yarıya indirmesi de bu sektörlerdeki hazırlıkları hızlandıran ek bir teşvik oluşturuyor. Bu eğilim, Türkiye ekonomisinin geleneksel sektörlerden teknoloji, enerji dönüşümü, savunma ve ölçeklenebilir dijital iş modellerine doğru bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor.

5. Halka arz sürecine giren şirketlerin en sık yaptığı stratejik hatalar neler oluyor? Özellikle değerleme, yatırım hikâyesi ve yatırımcı iletişimi açısından hangi eksikler öne çıkıyor?

Halka arz sürecinde şirketlerin en sık yaptığı hatanın, halka arzın kısa vadeli bir finansman işlemi olarak görülmesi ve halka arzın bir kurumsallaşma adımı olarak ele alınmaması olduğu söylenebilir. Halka arz, temel olarak şirketler için bir kurumsallaşma, şeffaflık ve sürdürülebilir büyüme yolculuğunun başlangıcıdır.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, halka arzlarda yatırım hikâyesi; şirketin neden halka açıldığı, elde edilecek kaynak ile nasıl değer yaratılacağı ve bu stratejinin uzun vadeli büyüme ile nasıl örtüştüğünün net biçimde anlatılabilmesi kritik önem taşıyor. Başarılı halka arz işlemlerinde yatırımcılar yalnızca bugünkü finansalları değil, şirketin gelecek planlarını ve potansiyelini de satın alıyor. Bu çerçevede değerlemelerin, kısa vadede maksimum getiri yerine olası fırsat ve risklerin beraber değerlendirildiği dengeli bir değer önerisine sahip olması gerekiyor.

Bir diğer önemli konu ise yatırımcı iletişimi olarak öne çıkıyor. Halka arz öncesinde yeterince yapılandırılmamış, halka arz sonrasında ise sürdürülebilirliği sağlanmamış bir iletişim yaklaşımı, şirketlerin piyasa beklentilerini yönetmesini zorlaştırıyor. Şeffaflık, tutarlılık ve öngörülebilirlik bu noktada belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.

6. Bireysel yatırımcıların halka arzlara gösterdiği yüksek ilgi Türkiye’de sermaye piyasalarının yapısını nasıl etkiledi? Bu ilginin kalıcı olmasını sağlayacak faktörler neler? 

Bireysel yatırımcı ilgisinin, Türkiye sermaye piyasalarının tabana yayılması ve derinleşmesi açısından olumlu bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Yatırımcı sayısındaki artış, bireysel yatırımcılara farklı ve uzun vadeli yatırım araçları sunarken, şirketler açısından ise daha geniş bir finansman havuzu yaratılıyor.

Bu ilginin kalıcı hale gelmesi; piyasanın sağlıklı ve dengeli bir yatırım aracı olması ve hem yatırımcı hem de şirket için kazan-kazan sonucuna ulaşan bir deneyim oluşturmasına bağlı olacaktır. Ayrıca bireysel yatırımcının kısa vade yerine orta ve uzun vadede getiriye odaklandığı bir yatırım stratejisi benimsemesi bir diğer önemli faktör olarak ön plana çıkıyor. Şirketlerin, halka arzda maksimum getiriye odaklanmak yerine; sürdürülebilir büyümeye, kurumsal yönetim standartlarına ve şeffaflıkla yatırımcısına güven ve değer katmaya odaklanması bugün olduğu gibi gelecekte de önemli bir rol oynayacaktır.

Ayrıca finansal okur-yazarlığın artması, beklentinin doğru yönetimi ve düzenleyici kurumların etkinliği bireysel yatırımcı ilgisinin sürdürülebilirliği açısından önemli faktörler arasında yer alıyor.

7. Halka arz sonrası performans açısından bakıldığında şirketlerin yatırımcı beklentilerini karşılayabildiğini düşünüyor musunuz? Piyasa bu süreçten hangi dersleri çıkardı? 

Son dönemde halka arz sonrası performanslara baktığımızda, homojen bir tablo görmek oldukça güç. Bazı şirketler yatırımcı beklentilerini karşılayabilirken, bazıları için bu sürecin daha zorlayıcı geçtiği görülüyor ve söz konusu bu durum da piyasa değerlerine yansıyor.

Buradan çıkarılan en önemli ders, halka arzın bir bitiş noktası değil, daha yüksek şeffaflık ve disiplin gerektiren yeni bir başlangıç olduğu gerçeğidir. Yatırımcılar artık yalnızca büyüme vaadini değil, bu büyümenin nakit akışı, kârlılık, operasyonel verimlilik, kurumsallaşma ve şeffaf yatırımcı ilişkileri ile desteklenip desteklenmediğini daha yakından takip ediyor.

Halka arz işlemlerine bakıldığında hem düzenleyici kurumların hem de yatırımcıların seçiciliğinin arttığını, yatırımcıların zamanla daha fazla ayrıştırma yaptığını ve “her halka arzın otomatik başarı” olarak görülmediğini net biçimde söyleyebiliriz.

8. Küresel sermaye piyasalarındaki faiz ortamı, jeopolitik riskler ve likidite koşulları Türkiye’deki halka arz piyasasını nasıl etkiliyor? 

Küresel piyasalarda yüksek faizler, artan jeopolitik riskler ve dalgalı likidite koşulları, Türkiye’deki halka arz piyasasını doğrudan etkileyerek risk iştahını azaltmakla birlikte değerlemeleri de baskılıyor. OECD’nin 2025 finansman görünümü, yüksek faiz ve belirsizliklerin şirketlerin uzun vadeli yatırım kararlarını sınırladığını gösterirken, Dünya Bankası da küresel büyüme görünümündeki aşağı yönlü risklerin gelişmekte olan piyasaları daha kırılgan hâle getirdiğini vurguluyor. Jeopolitik gerilimler arttığında ise risk primleri artar, yabancı yatırımcı iştahı azalır ve halka arz takvimleri ertelenebilir; nitekim IMF’nin 2025 Finansal İstikrar Raporu bu tür belirsizliklerin fonlama maliyetlerini artırarak finansal koşulları sıkılaştırdığını belirtiyor. Öte yandan, küresel likidite döngüsündeki iyileşme Türkiye’de halka arz penceresini yeniden açabilir; son analizler ise likidite koşulları düzeldikçe halka arz aktivitesinin toparlandığını, ancak yatırımcıların yine de seçici kaldığını gösteriyor. Dolayısıyla Türkiye’de halka arz piyasasının yönü yalnızca yerel unsurlara değil, küresel faizlerin seviyesi, uluslararası risk algısı ve küresel likidite akımlarının ne kadar destekleyici olduğuna da güçlü biçimde bağlıdır.

9. Önümüzdeki dönemde yatırımcıların halka arzlarda en çok hangi kriterlere bakacağını düşünüyorsunuz?

Yatırımcıların önümüzdeki dönemde halka arzlarda en çok önem vereceği kriterler, yüksek faiz ve jeopolitik risklerin belirlediği mevcut ortamda özellikle kârlılık, sürdürülebilir nakit akışı ve güçlü bilanço yapısı etrafında şekilleniyor. Belirsizlik dönemlerinde yatırımcılar daha öngörülebilir gelir modellerine, sağlam operasyonel nakit akışına ve düşük borçluluk seviyelerine sahip şirketleri tercih ediyor; EY Global IPO Trends 2025 ve RSM US analizleri de yatırımcıların güçlü bilanço ve sürdürülebilir nakit yaratma kapasitesini temel kriter olarak gördüğünü doğruluyor.

Ayrıca, önümüzdeki dönemde yatırımcıların bakış açısının daha dengeleyici ve rasyonel olacağını da öngörüyoruz. Yüksek büyüme potansiyeli önemli olmakla birlikte; bunun sürdürülebilir kârlılık, teknoloji, sektör trendlerini dikkate alan yapıda ilerlemesi ve güçlü nakit akışı ile desteklenmesi önem taşıyor.

Bununla birlikte büyüme potansiyeli yüksek sektörler yatırımcı ilgisini belirgin biçimde yönlendiriyor; yapay zekâ, savunma teknolojileri, sağlık teknolojileri, kuantum hesaplama ve alternatif enerji gibi alanlara talebin hızla arttığını gösteriyor. Bu sektörlerde görülen yüksek potansiyel, dalgalanmaya rağmen özellikle stratejik konumda olan savunma, enerji ve altyapı şirketlerinin küresel ölçekte yatırımcılar tarafından daha cazip görülmesine yol açıyor.

Ek olarak; kurumsal yönetim, şeffaf raporlama, öngörülebilir strateji ve yönetim ekibinin yetkinliğinin daha fazla ön plana çıkması bekleniyor. Özellikle halka arz sonrasında verilen taahhütlerin ne ölçüde yerine getirildiği, yatırımcı güveninin temel belirleyicilerinden biri olacaktır. Yatırımcılar artık sadece “başarı hikâyesi” değil, bu hikâyeyi hayata geçirebilecek yapısal kapasiteyi de satın almak istiyor.

10. Önümüzdeki 3–5 yılda Türkiye’de halka arz piyasasının yönünü nasıl görüyorsunuz? Yeni bir halka arz dalgası mı yoksa daha seçici ve nitelik odaklı bir dönem mi bekliyorsunuz? 

Önümüzdeki 3–5 yıllık dönemde, halka arz piyasasında nicelikten çok niteliğin ön plana çıktığı daha seçici bir dönem bekliyoruz. Halka arz işlemleri devam edecektir; ancak genel makroekonomik ortama da bağlı olarak yatırımcıların daha seçici olduğu bir yatırım ortamı olacaktır.

Bu dönemde güçlü iş modeli olan, kurumsallaşmasını büyük ölçüde tamamlamış, büyümesini finansal disiplinle destekleyebilen ve değişen sektör trendlerine ayak uydurabilen şirketlerin öne çıkmasını öngörüyoruz. Piyasa koşulları, şirketleri daha gerçekçi değerlemelere ve daha net yatırım hikâyelerine yönlendirecektir.

Dolayısıyla bu dönemde, orta ve uzun vadede getiriye odaklı sürdürülebilir bir halka arz ekosistemi oluşmasını bekliyoruz.

Buna ek olarak, özellikle değişen jeopolitik dengelerde artan yabancı yatırımcı ilgisi görebiliriz. Burada enerji, teknoloji ve savunma sanayi gibi alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin de ön plana çıkabileceğini söyleyebiliriz.

Diğer taraftan, son piyasa araştırmalarında 2025’e göre başvuruların artması, faizlerdeki düşüş ve piyasa tabanının genişlemesi sayesinde 2026’da halka arz piyasasının daha canlı olacağı öngörülüyor. Başvurusu devam eden yaklaşık 150 şirkete karşılık önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen faiz indirimleriyle birlikte 2026’da da yaklaşık 30 halka arz tahmin ediliyor. Bu durum da SPK’nın kabul süreçlerinin 2–3 yıla yayılmasına yol açabilecek bir birikmiş arz havuzu yaratıyor.

Öte yandan SPK’nın kriterleri yükseltmesi, özellikle aktif büyüklüğe dayalı eşikler nedeniyle küçük ölçekli şirketleri sistem dışına itebilirken, öne çıkan stratejik sektörlerde kriterlerin diğer sektörlere göre daha düşük tutulması bu alanlarda arzı teşvik ediyor. 2025’te işlem sayısı sert düşerken ortalama halka arz büyüklüğünün yükselmesi, piyasanın küçük ölçekli halka arzlar yerine orta ve büyük ölçekli halka arzları tercih ettiğini, kalite eşiklerinin yükseldiğini ve daha seçici olduğunu gösteriyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında yüksek başvuru stoğuyla beraber bir halka arz dalgası için potansiyelin hazır olduğu görülüyor. Ancak yatırımcıların kârlılık beklentisi, SPK’nın mali performans kriterleri eşiğini yükseltmesi ve jeopolitik belirsizlikler göz önüne alındığında bu dalganın belirli sektörler ve nitelikli şirketler için öne çıkacağı görülmektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönem, başvuru stoğunun getirdiği potansiyel arz dalgası ve seçicilik bileşimiyle ilerleyen hibrit bir halka arz döngüsü olarak şekillenebilir.

*Metin Canoğulları'nın Capital Dergisi ile yaptığı röportajdan alınmıştır.

Makaledeki bilgi ve açıklamalardan dolayı EY ve/veya Kuzey YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.’ye sorumluluk iddiasında bulunulamaz. Mevzuatın sık değiştirilen ve farklı anlayışlarla yorumlanabilen yapısı nedeniyle, herhangi bir konuda uygulama yapılmadan önce konunun uzmanlarından profesyonel yardım alınmasını tavsiye ederiz.


İlgili makaleler

Küresel halka arz trendleri neler?

Halka arz nedir? Şirketler neden halka arz seçeneğine yöneliyor? Küresel halka arz trendleri neler? EY Küresel Halka Arz Trendleri 2024 Raporu ile halka arz trendlerini inceleyin. Daha detaylı bilgi için yazımızı okuyun.

EY Küresel Halka Arz Trendleri 2024 raporu yayımlandı!

2024 yılında küresel çapta ne kadar halka arz işlemi gerçekleşti? Bu halka arzlardan ne kadar gelir elde edildi? Detaylar için yazımızı okuyun.

Halka arz nedir? Şirketler neden halka açılır?

EY Türkiye, halka arz sürecinin her aşamasında uzman desteği sunarak şirketlerin başarılı bir halka arz gerçekleştirmesine yardımcı oluyor. Daha detaylı bilgi için yazımızı inceleyin.



Bize ulaşın
Daha fazla bilgi için bizimle iletişime geçin.