EY Tüketici Ürünleri Dinamikleri 2026 Raporu

Yapay zekâ tüketicilerin satın alma alışkanlıklarını değiştiriyor. Tüketici ürünleri şirketlerinin, ürünlerini öne çıkartabilmek için müşteri kazanımı yöntemlerini yeniden tasarlaması gerekiyor.

Raporun tamamını okuyun

Satış ve pazarlama ekiplerinin, yapay zekâ ortamında marka değerini nasıl yeniden konumlandırabileceğini keşfedin.

Bir kafede anında dijital fotoğraf makinesi kullanarak selfie çeken genç kadın

Temel çıkarımlar

  • Algoritmalar, perakende platformları ve yapay zekâ ajanları, markaların ve tüketici ürünlerinin (CP) keşfedilme ve tercih edilme yollarını yeniden şekillendiriyor.
  • Birçok tüketici ürünleri şirketi gerekli optimizasyonlara odaklanıyor. Ancak bunu farklı bir dönem için tasarlanmış operasyon modellerinde yapıyor.
  • Tüketici ürünleri (CP) satış ve pazarlama fonksiyonlarının, rekabet avantajı sağlamak için ticari karar alma süreçlerini dönüştürmesi ve entegre karar sistemleri oluşturması gerekiyor.

Örneğin; yoğun bir iş gününde, tüketici artık ürün bulmak ya da ürün karşılaştırması yapmak için vakit harcamayı tercih etmiyor. Bunun yerine yapay zekâ asistanına komut veriyor:

“Çamaşır deterjanına ihtiyacım var. Hassas cilt için. 10 ABD dolarının altında. Mantıklı olan seçeneği sipariş et.”

Alternatifler değerlendirilir, biri seçilir ve sipariş verilir.

Raf yok. Kampanya yok. Pazarlık yok.

Bu durumda düşünülmesi gereken markanızın tercih edilmediği değil, markanızın yapay zekânın gerçekleştirdiği ürün karşılaştırma sürecine dahil edilmediğidir.

Artık müşteri talepleri bir tüketici ürün sayfasına, hatta fiziksel bir reyonun önüne gelmeden önce; algoritmalar, platformlar ve otomatik satın alma süreçleri aracılığıyla daha erken aşamalarda şekilleniyor.

Bu durum, tüketici ürünleri sektörü liderleri için oyunun kurallarının değiştiğini gösteriyor: Markalar artık sadece dikkat çekmek veya raf alanı için rekabet etmiyor; kontrolleri dışında olan yapay zekâ sistemleri tarafından seçilmek ve karşılaştırmaya dahil edilmek için de rekabet ediyor.

Bu değişim, satış ve pazarlama fonksiyonlarının, markalarını konumlandırma biçimlerini ve pazarlama aktivitelerini yeniden planlamayı gerektiriyor çünkü markaların geleceği artık bu noktada belirleniyor. Bu değişim döngüsünde alınan kararlar büyüme, kârlılık ve değere dönüşüyor. 

Güvenin düşük olduğu rekabet ortamında nasıl avantaj elde edilir?

Günümüzde tüketici ürünleri sektöründeki şirketler için rekabet avantajı; kararların daha erken aşamalarda nasıl alındığını şekillendirmekten, markaları perakende ve platform ekosistemlerine entegre etmekten ve yapay zekâ ajanlarının tanıyıp önceliklendirdiği güvenilir ürün sinyalleri oluşturmaktan geçiyor. Ancak sektördeki güven seviyesinin hâlâ düşük olduğu gözlemleniyor. EY raporunda, algoritmik önerileri etkileme yeteneği satış ve pazarlama alanının gelecekteki en önemli rekabet avantajı kaynağı olarak görülüyor. Buna rağmen, yöneticilerin yalnızca %21’i şirketlerinin bugün bu yeteneği sağlayabileceğini düşünüyor.


Bu nedenle, yöneticilerin yalnızca %11’inin şirketlerinin birleşik bir büyüme motoru gibi çalıştığını söylemesi ve sadece %15’inin ticari verilerin tamamen entegre edildiğini ve fonksiyonlar arası kararlar için düzenli olarak kullanıldığını belirtmesi olağan karşılanabilir. Bu durum, kararların alındığı ortamın, çoğu şirketin dayandığı operasyon modellerinden daha hızlı değiştiğini gösteriyor.

Optimizasyon gerekli ancak yeterli mi?

Tüketici ürünleri şirketleri, performans artışı sağlamanın giderek zorlaştığının bilincinde. Ekiplerimiz bu durumu “optimizasyon tuzağı” olarak adlandırılıyor. Bu kavram, bireysel kararlar iyileştirilirken, bu kararları birbirine bağlayan operasyon modelinin büyük ölçüde değişmeden kaldığını ifade ediyor.

Nitekim ankete katılan şirketlerin %63’ü, satın alma anında marka ve ürün etkinliğinde çok az iyileşme görüldüğünü veya hiç iyileşme görülmediğini belirtiyor. Aynı şekilde, gelir öngörülebilirliği ve pazara çıkış hızı gibi alanlarda da benzer şekilde sınırlı ilerleme kaydediliyor.

Kuruluşların bildikleri ile güvenilir şekilde uygulayabildikleri arasındaki bu fark giderek büyüyor. Raporda bu durum “karar açığı” (decision gap) kavramıyla ifade ediliyor.


Ticari dönüşüm artık kademeli olarak değil, yapısal olarak mı gerçekleşiyor?

İzole optimizasyonların satışlar üzerinde sınırlı etki göstermesi nedeniyle, ticari dönüşümün bir sonraki aşaması artık kademeli değil, yapısal olmalı.

Platformların “okuyabildiği” ve ödüllendirdiği sistemleri birbirine bağlayan şirketler başarılı oluyor:

  • Fiyatlandırma mantığı
  • Promosyon mekanikleri
  • Ürün içeriği
  • Medya aktivasyonu
  • Ürüne erişim

Bu sayede kararlar tek noktadan alınıyor, satın alma süreci güvenle yönetiliyor ve sistem, satış ile pazarlama fonksiyonları genelinde tutarlı bir biçimde uygulanıyor.

Rekabet avantajı sağlayabilmek için yapısal değişim nasıl gerçekleştirilir?

Bir noktadan sonra süreç entegrasyonun tek başına yeterli olmaması nedeniyle yönetişimin doğrudan ele alınması gerekiyor. (Raporda bu durum “Yönetişim Dönüşü – Governance Turn” olarak ifade edilmiştir.)

Bu kavram, kademeli iyileştirmeden yapısal ilerlemeye geçişi temsil ediyor. Ancak dönüşüm en sık bu aşamada yavaşlıyor.

EY satış ve pazarlama olgunluk seviyeleri, tüketici ürünleri liderlik ekiplerinin şu konuları değerlendirmesine yardımcı oluyor:

  • Şirketiniz şu anda hangi seviyede?
  • Dönüşüm çabaları mevcut modeli mi optimize ediyor, yoksa sistemi yeniden mi tasarlıyor?

Yapay zekâ alanındaki ilerlemeler bu dönüşümün aciliyetini artırırken, şirketlerin bundan ne kadar değer elde edebileceğini belirleyen unsurun operasyon modelinin olgunluğu olduğu söylenebilir. Şirketler dönüştükçe bunun gerekliliğini daha net görüyor.

Olgunluk seviyeleri (araştırmaya göre):

  • %2 – Seviye 1: “Lights on” (Sistem çalışır durumda)
    Günlük operasyonların sürdürülmesine odaklanır; ekipler büyük ölçüde bağımsız çalışır ve manuel süreçlere dayanır.
  • %57 – Seviye 2: “Kademeli optimizasyon”
    Ortak öncelikler etrafında ekipler arasında uyum sağlanır; koordinasyon artar ve karar süreçlerinde veri kullanımı yükselir.
  • %35 – Seviye 3: “Koordine uygulama”
    Ortak çalışma yöntemleriyle birleşik bir ticari plan oluşturulur; ekipler arasında tutarlı ve uyumlu uygulama sağlanır.
  • %7 – Seviye 4: “Senkronize zekâ”
    Veri, sistemler ve ekipler entegre edilir; kararlar ve uygulamalar bağlantılı hâle gelir, daha hızlı ve ileriye dönük aksiyonlar desteklenir.
  • <%1 – Seviye 5: “Kendi kendini optimize eden ekosistem”
    Yapay zekâ destekli, bağlantılı bir ekosistem olarak çalışır; ekipler ve iş ortakları genelinde kararlar ve performans sürekli olarak iyileştirilir.

Kaynak: EY Tüketici Ürünleri Dinamikleri 2026 Raporu

Bağlantılı karar alma sistemleri nasıl tasarlanabilir?

Şirketlerin, yalnızca tüketiciler ve perakende müşterileriyle değil, aynı zamanda giderek bu ilişkileri şekillendiren platformlar ve karar mekanizmalarıyla da anlamlı bağ kurabilmesi için satış ve pazarlama genelinde karar alma süreçlerini yeniden tasarlaması gerekiyor.

Bu dönüşüm;

  • Ortak karar altyapısı,
  • Ortak performans metrikleri,
  • Fonksiyonlar arası hesap verebilirlik,
  • Ticari öncelikler etrafında daha güçlü liderlik uyumu

gerektirir.

Çoğu organizasyonun henüz bu şekilde çalışacak bir sistem tasarımına sahip olmaması nedeniyle şirketler liderlik fırsatını yalnızca bireysel fonksiyonları iyileştirerek değil, bu fonksiyonları birbirine bağlayan operasyon modelini yeniden tasarlayarak kazanabilir.

Bunu başaramayan şirketler dramatik bir şekilde başarısızlık göstermeyebilir. Ancak, daha az tercih edilme riskiyle karşı karşıya kalırlar ve bu durum genellikle pazar payı kaybı yaşanana kadar anlaşılmaz.

Sonuç

Yapay zekâ, ürünlerin keşfedilme, karşılaştırılma ve seçilme biçimini hızla değiştiriyor. Ancak asıl zorluk, organizasyonların bu değişime yanıt olarak ticari kararlarını nasıl aldığıdır.

Soru, bu değişimlerin sektörü yeniden şekillendirip şekillendirmeyeceği değil, şirketlerin bu kararları yönlendiren sistemleri ne kadar hızlı adapte edebileceğidir.

Ticari sistemler tamamında, kararların birbirine bağlantılı hale getirilmesini sağlayan ve bugünkü kararlarını gelecekte çalışacakları sistemle uyumlu hâle getiren şirketler, bu dönüşümü yönetme noktasında daha avantajlı olacaktır.

EY Tüketici Ürünleri Dinamikleri 2026 Raporu

Satış ve pazarlama ekiplerinin, yapay zekâ ortamında marka değerini nasıl yeniden konumlandırabileceğini keşfedin.

İlgili içerikler

EY, Tüketici Ürünleri Sektörü 2025 Durumu Raporunu yayımladı

Tüketici ürünleri sektörünün karşılaştığı zorluklar ve fırsatlar neler? Tüketici ürünleri sektörünün detaylı analizini içeren, Tüketici Ürünleri Sektörü 2025 Durumu Raporu yayımlandı. Detaylar için yazımızı okuyun.

Tüketici ürünlerinde yapay zekânın geleceği nasıl şekillendirilir?

Şirketler, belirsiz bir ortamda inovasyon, verimlilik ve dayanıklılığı artırmak için yapay zekâya dair farklı senaryoları benimsemelidir. Detaylar için yazımızı okuyun.