DLR Train in Canary Wharf, London, UK

Devam eden küresel belirsizliklere rağmen, Avrupa yabancı yatırım çekme performansını koruyor

Küresel ölçekte yabancı yatırımlarda düşüş ve ticarette yaşanan zorluklara rağmen, şirketler Avrupa’nın uzun vadeli yatırım cazibesinin artacağını öngörüyor.

Kısaca
  • 2025 yılında Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım (DYY) %7 oranında azaldı. Ancak aynı yıl açıklanan 5.000’in üzerinde projeyle Avrupa hâlâ aktif bir yatırım destinasyonu olmayı sürdürüyor.
  • Yapay zekâ (AI), savunma sanayi ve düşük karbon enerjisi gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip alanlarda yatırımlar hızla artarken, geleneksel sanayi sektörlerinde düşüş görülüyor.
  • Araştırmaya katılan işletmelerin 10’da 6’sı, önümüzdeki üç yıl içinde Avrupa’nın cazibesinin artacağını öngörüyor.

Avrupa, doğrudan yabancı yatırım (DYY) için cazip bir destinasyonlardan biri olmaya devam ediyor.  Küresel belirsizlikler ve ticarette yaşanan zorluklar nedeniyle 2025 yılında yatırımlar %7 azalmış olsa da bölge,5.000’in üzerinde yeni proje çekerek 200.000’den fazla istihdam yarattı. Bu durum, Avrupa’nın temel dinamiklerinin gücünü ortaya koyuyor.

Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerdeki doğrudan yabancı yatırım (DYY) hızla artıyor. Bu durum Avrupa’nın gelişmekte olan sektörlerde öncü bir konum elde etme ve bu konumu sürdürme kabiliyetini yansıtıyor. Aynı zamanda, Güney, Orta ve Doğu Avrupa genelinde rekabetçi maliyetler, güçlü yetenek havuzları ve hedefe yönelik politika girişimleriyle desteklenen yeni büyüme merkezleri ortaya çıkıyor.

Yatırımcılar kısa vadede temkinli davranmaya devam etse de Avrupa’nın uzun vadeli cazibesine yönelik algı olumlu devam ediyor. Şirketlerin büyük çoğunluğu, geniş pazarı, yüksek kaliteli altyapısı ve giderek güçlenen inovasyon ekosistemi sayesinde bölgenin önümüzdeki üç yıl içinde daha cazip hâle geleceğini öngörüyor.

Çalışmamızda Avrupa’nın kısa vadeli baskılar ile uzun vadeli fırsatlar arasında nasıl bir denge kurarak bu dönüşüm sürecini yönettiğini inceledik. İvmenin sürdürülebilmesi; yapısal maliyet zorluklarının ele alınmasına, sanayi rekabetçiliğinin güçlendirilmesine ve büyük ölçekli yatırımların önünün açılmasına bağlı olacak. Şirketlerin çoğu Avrupa’nın rekabetçiliğini ve verimliliğini artırmak için gerekli ek yatırımları harekete geçirecek stratejik kararlar almayı planlıyor.

Bu makale, EY Avrupa Çekicilik Araştırması 2026 versiyonun ilk bölümüne dayanmaktadır. Tam raporu okumak için sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Overhead view of businesswoman leading meeting
1

Bölüm 1

Avrupa, yabancı yatırımcılar için hala cazip bir destinasyon

Jeopolitik ve ekonomik baskılara rağmen Avrupa, yabancı yatırım için dirençli ve cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor.

Dünya genelinde temkinli bir yatırım ortamı olmasına rağmen, şirketler 2025 yılında Avrupa’da 5.000’in üzerinde sınır ötesi yatırım projesi gerçekleştirmiş ve buna ek olarak 200.000 istihdam yaratmıştır.

Jeopolitik dalgalanmalar ve artan ticaret engelleri küresel ölçekte yatırımları etkilemektedir. Özellikle endüstriyel sıfırdan (greenfield) DYY incelendiğinde, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) 2025 yılında küresel ölçekte %16’lık bir düşüş kaydetmiştir.

Avrupa, ABD ve Çin ile karşılaştırıldığında, daha zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmaya daha fazla maruz kalma, ABD ile ticaret gerilimleri ve Ukrayna’daki savaş ile Orta Doğu’daki çatışmaların devam eden etkileri gibi kendine özgü zorluklarla karşı karşıya: Bu çerçevede, 2025 yılında DYY projelerinde görülen görece sınırlı %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel dinamiklerinin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.

Avrupa’da DYY projeleriyle yaratılan istihdam sayısı ise daha belirgin bir şekilde, %25 oranında azalmıştır. Bu durum, mevcut ekonomik ortamda DYY projelerinin ölçeğine yönelik daha temkinli bir yaklaşımı yansıtıyor. Ayrıca özellikle hizmet sektöründeki DYY projelerinde, yapay zekâ gibi verimlilik artırıcı teknolojilerin daha fazla kullanılması da istihdamdaki düşüşe katkıda bulunmuştur.


Avrupa’nın en büyük üç pazarında doğrudan yabancı yatırım (DYY) düşüşte

Yatırımlar, geleneksel olarak Avrupa’nın en büyük DYY destinasyonları olan Fransa (%-17), Birleşik Krallık (%-14) ve Almanya’da (%-10) gerilemiş durumda.

Fransa’da, güçlü temel göstergelere rağmen 2024 yılında Ulusal Meclis’in feshedilmesinin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik yatırımcı güvenini olumsuz etkilemiştir. Birleşik Krallık’ta Brexit sonrası ticari sürtüşmeler ve artan vergiler yatırımcı algısını zayıflatıyor. Almanya’da ise, Çin’den gelen talebin zayıflaması ve enerji maliyetlerindeki baskı nedeniyle imalat sektöründeki yavaşlama yatırımları özellikle olumsuz etkilemiştir. İmalat sektöründeki DYY’deki düşüş, tedarik zinciri genelindeki yatırımlarda da zincirleme etki yaratmıştır.

Avrupa’nın en büyük ülkelerinde yatırım ulusal düzeyde azalmış olsa da birçok şehir ve bölge 2025 yılında yatırım artışları yaşamıştır. Örneğin Londra’da, teknoloji ve finansal hizmetlersektörlerindeki mevcut güçlü konumu sayesinde, DYY projelerinin sayısı %5 oranında artmıştır. Fransa’nın Auvergne-Rhône-Alpes bölgesinde ise lojistik projelerindeki artış sayesinde DYY kaynaklı istihdam iki katından fazla artmıştır.

Güney, Orta ve Doğu Avrupa’da yatırım artışı

2025 yılındaki genel düşüş eğilimine rağmen, Türkiye (%+20), Polonya (%+10) ve İspanya (%+7) dahil olmak üzere birçok Güney, Orta ve Doğu Avrupa ülkesinde yatırımlar önemli ölçüde artmıştır.

Rekabetçi iş gücü maliyetleri, sanayi projeleri için uygun arazi erişimi ve AB fonlarının altyapı yatırımlarını desteklemesi nedeniyle DYY giderek bu bölgelere yöneliyor. Aynı zamanda, Lizbon ve çevresi gibi bölgeler güçlü dijital ekosistemler geliştirerek teknoloji ağırlıklı projeleri çekiyor (DYY artışı sırasıyla %2 ve %11).

Bu şehir ve bölgelerde yatırımlar; geniş yetenek havuzları, mevcut iş faaliyetlerinin yoğunluğu ve şehir düzeyinde hedefe yönelik müdahaleler gibi temel avantajların birleşimi sayesinde artıyor. Bu müdahalelere vergi teşvikleri, yerel beceri geliştirme programları ve modern dijital altyapı yatırımları örnek olarak verilebilir.

Bu yatırım ivmesi, söz konusu ülkelerin 2025 yılında Euro Bölgesi’ne kıyasla daha yüksek ekonomik büyüme oranlarına ulaşmasıyla da destekleniyor. Bu durum, artan talebi ve yatırımcıların bu ülkelerin uzun vadeli potansiyeline olan güveninin güçlendiğini gösteriyor.


Metro istasyonuna doğru giden insanlar
2

Bölüm 2

Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji alanlarına yatırım artıyor

Stratejik öncelikler, yükselen alanlarda güçlü bir ivme yaratırken, geleneksel sektörler zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Avrupa, kısa vadede genel yatırımcı algısı temkinli kalmaya devam etse de yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji gibi yüksek büyüme alanlarında yatırım çekiyor. Örneğin, 2025 yılında yapay zekâya yönelik DYY projelerinin sayısı %96 oranında artarak 14.000’den fazla yeni istihdam yaratmıştır (2024’e göre %41 artış). Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da toplam yatırım düşüş göstermesine rağmen, bu ülkelerin tamamında yapay zekâ yatırımları artmıştır.


Yapay zekâ DYY projeleri; büyük yapay zekâ şirketlerinin yatırımlarını, yapay zekâ dışı şirketlerin kurduğu AR-GE merkezlerini ve veri merkezlerini kapsıyor. Örneğin, Anthropic’in Paris ve Münih’te ofis açması bu kapsamdadır.

Bu artışa rağmen, işletmeler Avrupa’yı yapay zekâ yatırımı açısından diğer bölgelere kıyasla daha az cazip (%43) bulma eğilimindedir. Avrupa’yı daha cazip bulanların oranı ise %32’de kalmıştır. Ankete katılan şirketler, Avrupa’nın yapay zekâ alanındaki erken dönem ivmesini sürdürebilmesi için düzenleme, teknoloji yetkinlikleri ve teknoloji altyapısı konularında politika yapıcıların kararlı adımlar atmasını beklediğini belirtmiştir.

Savunma alanındaki DYY projeleri ise %84 artarak yaklaşık 7.000 istihdam yaratmıştır. Avrupa ülkelerinin Ukrayna’daki savaş ve ABD’nin NATO’ya bağlılığı konusundaki artan belirsizlikler karşısında yeniden silahlanmaya yönelmesiyle yatırımlar artıyor.

Yatırımlar en çok Birleşik Krallık, Fransa ve Ukrayna’da yoğunlaşırken; hava sistemleri, insansız hava araçları ve uzay (savunma DYY projelerinin üçte birinden fazlası), mühimmat ve füze sistemleri (%21) ve tank gibi kara sistemleri (%21) gibi birçok alt sektörü kapsıyor.

Savunma alanındaki birçok DYY projesi, çift kullanımlı (hem sivil hem askeri) teknolojilere odaklanıyor. Bu durum, komşu sektörlerde inovasyonu teşvik edebileceği gibi Avrupa’nın güvenlik hedeflerine ulaşmasına da katkı sağlayabilir. Örneğin, İspanya merkezli uzay yazılım şirketi INTEGRASYS, Fransa’da hem ticari hem de savunma amaçlı uzay teknolojileri geliştirecek bir mükemmeliyet merkezi kurmuştur.

Savunma değer zincirinin belirli alanlarında bağımsızlık sağlama isteğini yansıtır şekilde, savunma DYY’sinin üçte ikisi Avrupa içinden gelirken, bu oran tüm sektörlerde %57’dir.

Düşük karbonlu enerji sektöründeki DYY ise 2025 yılında %25 artmıştır. Ukrayna ve Orta Doğu’daki çatışmalar, yenilenebilir enerji ve nükleer enerji gibi düşük maliyetli, yerel üretim alternatif enerji kaynaklarına olan ihtiyacı artırmıştır. Ayrıca yapay zekâyı desteklemek için gereken yüksek enerji tüketimli veri merkezlerinin büyümesi de önemli bir etkendir. Avrupa’nın yeşil enerji dönüşümündeki mevcut liderliği, daha fazla yatırım çekmesini destekleyecektir.

Geleneksel sektörler zorluklarla karşı karşıya

Uzun vadeli yapısal sorunlar, 2025 yılında Avrupa’nın en büyük ve köklü sektörlerinden bazılarında yabancı yatırımların azalmasına neden olmuştur. Otomotiv sektöründe yatırımlar yıllık %11, kimyada %19 ve sağlık üretiminde (ilaç üretimi ve tıbbi cihazlar) %28 oranında düşüş göstermiştir.

Bu sektörler, özellikle enerji olmak üzere artan üretim maliyetlerine, dalgalı girdi fiyatlarına, daha zorlu hâle gelen ABD ihracat pazarına ve artan küresel rekabete oldukça açıktır. Otomotiv sektörü ayrıca Çin’den gelen talebin zayıflaması ve elektrikli araçlara (EV) beklenenden yavaş geçiş gibi zorluklarla karşı karşıya. Sağlık üretimi sektörü ise ABD’ye kıyasla daha kısıtlayıcı regülasyonlar ve finansman ortamından özellikle etkileniyor.

ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar azalıyor

2019–2025 yılları arasında ABD ve Almanya’nın Avrupa’ya yönelik yatırımları sırasıyla %38 ve %28 oranında azalmıştır.

ABD şirketleri, gümrük vergilerine ilişkin belirsizlikler ile yerli yatırımı teşvik eden sübvansiyon ve vergi avantajlarını içeren “America First” politikaları nedeniyle Avrupa’ya karşı daha temkinli hâle gelmiştir. Ayrıca Asya’nın hızlı ekonomik büyümesi, genişleyen orta sınıfı ve büyüyen üretim kapasitesi Asya’yı, ABD yatırımcıları için giderek daha cazip bir alternatif haline getiriyor. Sürdürülebilirlik yatırımlarına yönelik küresel tepkiler de düşük karbonlu enerji gibi sektörler başta olmak üzere DYY’yi olumsuz etkiliyor.

Alman şirketlerin yatırımları ise artan üretim maliyetleri, Çin’den gelen talebin zayıflaması ve daha güçlü uluslararası rekabet nedeniyle gelir ve kârlılıklarının düşmesi sonucu azalmıştır. Almanya’da sanayiyi yeniden canlandırmaya yönelik politikaların da daha çok yurtiçi yatırımlara odaklanması bu eğilimi güçlendirmiştir.


Modern water supply and sewerage system. Close-up of underground utilities. View from the big pipe
3

Bölüm 3

Yatırımcılar Avrupa’ya karşı kısa vadede temkinli, uzun vadede ise güvenli

Kısa vadeli temkinli yaklaşım, jeopolitik ve ekonomik risklerden kaynaklanırken, işletmeler Avrupa’nın yapısal güçlü yönlerini ve politika hedeflerini tanımaya devam ediyor.

Ankete katılan işletmelerin %54’ü, önümüzdeki bir yıl içinde Avrupa’da faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planladığını belirtiyor. Bu oran 2025’te %59 ve 2024’te %72 idi; ancak 2022 (%53) ve 2021’e (%40) kıyasla daha yüksek durumda.


Bununla birlikte işletmeler, özellikle Orta Doğu’daki çatışmanın Avrupa’daki enerji fiyatlarına etkisi başta olmak üzere jeopolitik riskler konusunda temkinli yaklaşımını sürdürüyor. Katılımcıların %41’i, jeopolitik gerilim ve çatışmaları önümüzdeki üç yıl içinde Avrupa’nın cazibesi açısından en büyük risk olarak gördüğünü belirtiyor (2025’te %35, 2024’te %27). Ancak jeopolitik dalgalanmalar Avrupa’nın lehine de işleyebilir; küresel belirsizlik arttıkça, işletmeler Avrupa’nın güçlü yönetişim yapısının sunduğu istikrara yönelebilir.

 

Giderek öngörülemez hâle gelen jeopolitik ortam, Avrupa’nın gelecekteki cazibesini etkileyen diğer risklerin önemini de artırmıştır. Makroekonomik koşullar, işletmeler tarafından ikinci en önemli risk olarak değerlendirilmiştir. Bu endişe, kıtanın düşük büyüme hızı, artan kamu borcu ve yükselen enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısından kaynaklanıyor. Gümrük vergileri ve diğer ticari engeller ise üçüncü en büyük risk olarak sıralanıyor.

 

Geçtiğimiz yıl önemini kaybeden bir risk unsuru olan aşırı düzenleme ve karmaşıklık algısı ise yeniden yükselmiş ve 11 puan artmıştır. Bu faktör artık dördüncü en önemli sorun olarak görülüyor. Buna paralel olarak, Avrupa Birliği işletmeler üzerindeki idari yükü 2029’a kadar %25 (KOBİ’ler için %35) azaltmayı hedefleyen düzenleme sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor.


Avrupa’nın temel güçlü yönleri uzun vadeli cazibe yaratmaya devam ediyor

Ankete katılan işletmelerin çoğunluğu (%60), Avrupa’nın güçlü temel özellikleri sayesinde önümüzdeki üç yıl içinde cazibesinin artacağını düşünüyor. Bu özellikler; geniş pazar, yüksek kaliteli altyapı ve iklim değişikliği ile sürdürülebilirlik konularında proaktif politika yaklaşımını kapsıyor.


Avrupa’nın inovasyon alanındaki itibarının iyileştiğine dair de işaretler bulunuyor. İşletmeler, inovasyon ve AR-GE düzeyini Avrupa’nın yatırım destinasyonu olarak üçüncü en büyük avantajı olarak değerlendiriyor. Buna karşılık, inovasyon hızının düşüklüğü artık yalnızca sekizinci en önemli risk olarak görülüyor (geçen yıl beşinci sıradaydı).

Bu durum, nitelikli iş gücü ve güçlü üniversitelerin yanı sıra Avrupa’nın yapay zekâ alanındaki ivmesinin de fark edilmesinden kaynaklanıyor. Örneğin, AB’nin InvestAI girişimi, kamu-özel sektör iş birlikleri aracılığıyla 200 milyar Euro yapay zekâ yatırımı mobilize etmeyi hedefliyor; bunun 20 milyar Euro’su yapay zekâ “gigafactory” projelerine yöneliktir. AB ve Avrupa Yatırım Bankası, bu projeler için finansman mekanizmaları oluşturmuş olup potansiyel projeleri değerlendiriyor.

Politika yapıcıların kararlı adımlar atacağına dair iyimserlik de mevcut. Avrupa’nın rekabetçiliğini artırmaya yönelik Mario Draghi önerilerinin şu ana kadar yalnızca %10’u uygulanmış olsa da ankete katılan işletmelerin %52’si Avrupa’nın gerekli ilave yatırımları harekete geçirmek için stratejik kararlar alacağına inanıyor. Güven duymayanların oranı ise yalnızca %21.

Avrupa planlama aşamasından uygulama aşamasına geçmeli

500 yabancı yatırım lideriyle yapılan araştırma, Avrupa’nın küresel ekonomide rekabet gücünü koruması için iki acil önceliğe işaret ediyor:

  • KOBİ’lere daha fazla destek verilmesi,
  • enerji maliyetlerinin düşürülmesi.

Enerji fiyatlarının düşürülmesi, Avrupa’daki sanayi rekabetçiliğinin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırabilir. KOBİ’ler ise Avrupa ekonomisinin ve yabancı yatırım çekiciliğinin merkezinde yer alıyor. KOBİ’ler, inovasyonu ve bölgesel kalkınmayı desteklerken, büyük sanayi şirketleri için kritik tedarikçiler konumunda. Ancak artan maliyetler, karmaşık düzenlemeler ve finansmana erişim zorlukları KOBİ’lerin büyüme ve küresel rekabet kapasitesini sınırlıyor.

Bunun ötesinde, iş dünyası liderleri şu önceliklere de dikkat çekiyor:

  • stratejik sektörlerin desteklenmesi,
  • vergi sisteminin sadeleştirilmesi,
  • dijital inovasyon ile rekabetçiliğin güçlendirilmesi.

Genel olarak yorumlandığında, Avrupa’nın çekiciliği; yapısal maliyet zorluklarını çözme, sanayi altyapısını güçlendirme ve büyüme dostu koşulları sürdürme becerisine bağlı olacaktır. Bu süreç, daha sade düzenlemeler ve güçlü gelişim politikaları ile desteklenmelidir.

Dikkat çekici bir şekilde, işletmeler Avrupa’nın güvenliği ve stratejik özerkliğine yapılan yatırımları nispeten daha düşük öncelikli gördüğünü belirtiyor. Bu durum, Avrupa’nın kritik tedarik zincirlerini korurken uluslararası ticaret ve yatırıma açık kalmasını istediklerini gösteriyor.

Avrupa’nın dayanıklılığı açık, ancak bunu sürdürmek kararlı adımlar gerektiriyor. Politika yapıcılar ve işletmeler; yapısal maliyetleri hızla düşürmeli, stratejik sektörlere yatırımları artırmalı ve inovasyonu ile ölçeklenmeyi destekleyen koşulları güçlendirmelidir. Regülasyonların sadeleştirilmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi ve enerji maliyetlerinin azaltılması bu ivmenin korunması için kritik olacaktır. Güçlü temel dinamikler ve artan güven sayesinde Avrupa rekabet konusunda iyi bir konumda; ancak bu fırsatın hayata geçirilmesi, planlamaların uygulamaya dönüşmesine bağlı.

Özet

Jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerin tetiklediği küresel daralma ortamında Avrupa, daha seçici bir yatırım döngüsüne uyum sağlıyor. 2025 yılında faaliyetler yavaşlamış olsa da Avrupa göreli olarak dayanıklılığını korumuş; yatırım ivmesi, daha hızlı büyüyen bölgelere ve yapay zekâ, savunma ve düşük karbonlu enerji gibi stratejik alanlara kaydığı görülmüştür. Kısa vadeli zorluklara rağmen işletmeler, Avrupa’nın pazar büyüklüğü, güçlü yönetişim yapısı ve inovasyon potansiyeli sayesinde yatırım için cazip olmaya devam ettiğini düşünüyor. Gelecekteki ilerleme ise rekabetçiliği artıracak ve yapısal engelleri azaltacak kararlı adımlara bağlı olacaktır.

İlgili makaleler

CEO’lar, hızla değişen koşullara uyum sağlamak için organizasyonlarını nasıl dönüştürüyorlar?

CEO Outlook 2026 raporumuz, liderlerin AI dönüşümüyle büyümeyi ve uyum yeteneğini artırdığını, belirsizlik ortamında maliyet baskılarını dengelediğini gösteriyor.

Bu makale hakkında