10 dakika okuma süresi 7 May 2020
Female cyclist riding race bicycle on sunny open road

Önümüzdeki on yılda dijital inovasyona temel oluşturacak beş ana akım

10 dakika okuma süresi 7 May 2020
İlgili konu başlığı Danışmanlık

Bir sonraki dijital inovasyon dalgasının tadını çıkarmak için, dönüşmekte olan her işletmenin üzerinde ustalaşması gereken teknoloji akımlarını keşfedin

Kilometre taşları oluşması açısından 2020, teknoloji dünyası adına önemli yıllardan biri olacak. Dijital teknoloji, 2010 yılı civarında işletmeler üzerinde önemli bir etki bırakmaya başladı. Bu durum; önümüzdeki yılın, 10 yıllık dönüşüm sürecine imzasını atacağı anlamına geliyor. Şirketler dijital planlarını tasarlarken, pek çoğu 2020 yılını önemli bir hedef yılı olarak belirledi. Birçok şirket; çalışanları birbirine bağlı cihazlarla donatmak, veri merkezini modernize etmek (hatta belki de kullanımdan kaldırmak) ve AI, IoT ve blockchain benzeri gelişmekte olan teknolojilerle ilerlemek gibi büyük amaçların eşlik ettiği IT 2020 programları düzenlediler.

2020'nin başlarında yayınlanacak olan ve şirketlerin iş modellerini yeniden tasarlamak için teknolojinin kullanım şeklini inceleyen araştırma çalışmamızda, bu temaların çoğunu inceledik. Dönüşüm yolculuklarında nerede olduklarını ve nereye gittiklerini belirlemek için, global coğrafyalardan ve sektörlerden 500 şirket ve 70 start-up'tan üst düzey liderleri ve yönetim kurulu üyeleriyle bir anket gerçekleştirdik.

Ümit verici olan şey, bütüne bakıldığında şirketlerin dijital yolculuklarında ilerleme kaydediyor olmaları. Araştırmamıza göre bugün, şirketlerin neredeyse yarısı (%44); dönüşüm planları ile iyi bir ilerleme kaydettiklerini ve çıktıları kendi işlerine entegre etmeye başladıklarını söyledi. Ek olarak, şirketlerin %4'ü; tamamen oturmuş ve organizasyon genelinde optimize edilmiş dönüşüm sayesinde daha da gelişmiş olduklarını söyledi. İki yıl içinde, şirketlerin üçte ikisi (%66) iyi bir ilerleme kaydetmeyi ve %17'si ise dönüşümlerinin tam olarak yerleşmesini bekliyor ve bu da dik bir dönüşüm olgunluk eğrisi üzerinde olduklarını gösteriyor.

İki yıl içinde, şirketlerin yalnızca üçte ikisi yada

% 66'sı

dijital dönüşümde önemli ölçüde bir ilerleme kaydetmeyi bekliyor.

Bu güzel bir haber. Ancak, tüm şirketlerde dönüşümlerin tam olarak benimsenmesinden önce yapılacak çok işi var. Dahası, dönüşüm; sürekli bir döngü halinde olduğu için, asla tamamlanmaz. Şirketlerin, müşterilerinin değişen beklentilerini karşılamak için programlarını sürekli olarak geliştirmeleri gerekecek.

Bunlar göz önünde bulundurulduğunda; ne kadar ilerlediğimizi, nerede olduğumuzu ve nereye gittiğimizi anlamamız önemli. Bu makalede, önümüzdeki on yıllık süreç için şu anki teknolojik yeniliklere temel oluşturan beş ana akımı inceleyeceğiz.

Dönüşüm; sürekli bir döngü halinde olduğu için, asla tamamlanmaz. Şirketlerin, müşterilerinin değişen beklentilerini karşılamak için programlarını devamlı olarak geliştirmeleri gerekiyor.

Yeniliğin gelecek on yıllık dönemi için beş ana akım

Nereye doğru yöneliyoruz ve hangi teknolojik gelişmeler oraya ulaşabilmemizi sağlayacak?

1. Dijitalin temeli olan bulut platformu

2010’lu yılların başına odaklanalım. O zamanlar bulut platformu, şirketler için büyük bir teknoloji deneyiydi. BT dünyası zaten merkezi işletimden, daha dağıtılmış işletim modeline geçiş yapmıştı ve sonra kendimizi hızla bulut platformunun merkezi modeline geri dönerken bulduk. İşe yarayacak mıydı? Güvenli miydi? Nasıl yapacaktık? Şirketler; sanal ortama geçiş süreci, sunucu geçişi, hizmet olarak altyapı ve şirket içi bilgi işlemden uzaklaşma konusunda güvenlik ve gizlilik kaygılarıyla boğuşurken; bunlar o günlerin en popüler sorularıydı. Ama bugün, bulut platformunun 'yeni' normal olarak kabul gördüğünü ve şirketlerin kullanımının hızla arttığını söylemek yanlış olmaz.

Araştırmalarımıza göre; şirketlerin %60'ının, son iki yıl içindeki teknolojik yatırımlarının en büyük kalemi bulut platformu oldu; %53'ü ise, önümüzdeki 2 yılda bulut platformunun en büyük yatırım kalemi olacağını belirtti. Bulut platformu artık bir son teknoloji deneyi değil; aslında daha iyi ekonomiyi, daha fazla yeniliği ve hızı körükleyen bir işletme gerekliliği.

Araştırmalarımıza göre, şirketlerin

%53'ü

önümüzdeki 2 yılda bulut platformunun en büyük yatırım kalemi olacağını belirtti.

Bulut platformu hikayesi, start-up¹ verilerimize yansıyor. Son 2 yılda, start-up'ların en çok yatırım yaptığı teknoloji; Akıllı Süreç Otomasyonu (IPA) (%54) oldu. Bulut platformu ise kendine ikinci sırada (%47) yer bulabildi. Bu doğrultuda, bulut platformların; start-up'lar için önemli olmakla birlikte, IPA gibi daha yenilikçi bir teknolojiyi daha ileriye taşımak için temel bir gereklilik olarak görüldükleri anlaşılıyor. Bu duyarlılığın önümüzdeki yıllarda tüm şirketlere yayılmasını bekliyoruz.

Önümüzdeki on yıllık sürece baktığımızda, tüm teknolojik yeniliklerin bir şekilde bulut platformuna bağlı olacağını ve bulut teknolojisinin dünyanın dijital temeli olarak tarihteki yerini garanti altına alacağını görüyoruz.

2. İşletmeler verilerin etrafında dönüyor

Eğer bulut platformu dijitalin temeliyse, bu durumda veriler de yeni dünya teknolojisinin yapı taşları. Bulut teknolojileri; şirketler için neredeyse düşünebileceğiniz her şeyden (okyanusun ortasındaki petrol kulelerinden, evinizdeki buzdolabına kadar) çıkarımlar toplamak üzere, sensörler ve bulut teknolojisinin bir birleşiminden yararlanan nesnelerin internetini (IoT) kullanarak, son on yılda büyük yeniliklerle değer yaratımını destekledi.

Bu, bir veri karmaşası yaratmakta olup; her şeyi anlamlandırmaya çalışmanın, bugün ve önümüzdeki on yıl boyunca karşılaşacağımız en büyük zorluk olacağı anlamına gelmekte. Araştırmamıza göre, şirketlerden sadece %4'ü; veriden yararlanmak için 'son derece gelişmiş' bir yaklaşıma sahip olduğunu iddia ediyor.

İleriye baktığımızda, bu istatistiğin önümüzdeki on yıl içinde yükselmesini bekliyoruz. Çünkü; verilerden gerçek iş öngörülerini çıkarma ve para kazanma becerisi, modern iş dünyasında giderek daha önemli bir başarı faktörü haline geliyor. Şirketler; gelecekteki alışkanlıkları tahmin etmeye yönelik, insanların veya makinelerin geçmişteki davranışlarını analiz eden simülasyon modellerini çalıştırıyorlar ve bunun için verileri kullanıyorlar.

Araştırmamıza göre, şirketlerin sadece

%4'ü

veriden yararlanmak için 'son derece gelişmiş' bir yaklaşıma sahip olduğunu iddia ediyor.

Örneğin; 2017 yılında içecek devi Coca-Cola, yeni ürünü Sprite Cherry²yi piyasaya sürmek için derin veri öngörülerini kullandı.2009 yılından bu yana Coca-Cola Freestyle makineleri, restoran müşterilerinin en sevdikleri içecekleri ve tatları karıştırmalarına ve eşleştirmelerine olanak sağlıyor. Yıllar boyunca bu makinelerden toplanan veriler, şirkete kiraz aromalı Sprite'ın çok popüler olduğunu gösterdi. Ve şirket için başlı başına bu yönde bir markayı piyasaya sürmesinde büyük rol oynadı. Coca-Cola, ürünü piyasaya sürdüğünde; Sprite'ın ABD'deki en hızlı büyüyen içeceklerden biri olduğunu ve Sprite Cherry gibi inovatif ürünlerin markanın kendisi için büyüme ivmesini devam ettirmede yardımcı olmasını umduğunu belirtti. Bu; veri analizinin şirketlere sunduğu ve devam etmesini umduğumuz değerin sadece anlık bir görüntüsü.

Verilerin değerini çözmek, önümüzdeki on yılın muhtemelen en büyük iş önceliği haline gelecek.

3. Deneyim, her şeydir

Şirketler, paylaştıkları veri miktarının artması sayesinde artık; müşterileri ile ilgili keskin bir bakış açısına sahip. Anlayış sahibi şirketler daha iyi müşteri deneyimleri oluşturmak için bu verileri kullanıyor. Aslında verilerimiz; BT işlevi için bir numaralı iyileştirme önceliğinin, müşteri deneyimi ve katılımını (%40) geliştirmek olduğunu gösteriyor.

Bu da 'deneyim anlayışının' önemli bir trend olduğunu gösteriyor ve önümüzdeki yıllarda bu durumun daha da büyümesini bekliyoruz. Elbette ki daha fazla veri, beraberinde daha fazla sorumluluk getiriyor. Şirketlerin bunun etrafında inşa ettikleri etik yapı ve yönetim hakkında derinlemesine düşünmeleri gerekecek.

Bir deneyim anlayışı, iki ana şekilde kendini gösterebilir; müşteri deneyimi ve çalışan deneyimi. Her ikisinin de kritik öğesi insan merkezli tasarım oluşları. Bilgileri bireylere veya karaktere göre ya da bir şeyi deneyimleme biçimlerine göre kişiselleştirmek ve bu bilgiler ışığında çalışmak.

Geçmişte müşteriler ve çalışanlar; daha iyi olsun olmasın hangi teknoloji onlar için erişilebilirse, onu kullanmak zorunda kaldılar. Ama bugün (ve gelecekte) şirketler; olağanüstü deneyimler sunup, olumlu marka algısı ve pazar farklılaşmasını destekleyerek, kendilerini ön plana çıkarmak için teknolojiyi kullanabilirler.

Örneğin; McDonald's yakın zamanda müşterileri için daha özel bir kişiselleştirilmiş deneyim oluşturma amacıyla, kişiselleştirme ve karar verme mantığı teknolojisi uzmanı Dynamic Yield ile çalışmaya başladı. Arabaya servis için kullanılan interaktif menü panoları; günün saati, hava durumu, mevcut restoran yoğunluğu ve popüler menü öğelerine dayalı olarak yiyecek seçeneklerini gösterebilecek. Ayrıca; müşterinin yiyecek tercihlerine göre ek seçenekler önererek, seçimi için kolaylık sağlayacak³.

Gerçek bir deneyim anlayışını ön plana çıkarmak, önümüzdeki on yılda şirketler için önemli bir stratejik öncelik olacak.

Deneyimin daha ön planda olduğu bir anlayışa sahip olmak adına kayda değer bir çaba var. Bu; müşteri deneyimi üzerine gerçekten düşünmek ve ardından dijital teknolojileri bu uğurda kullanmakla ilgili. Fakat buradaki kritik unsur; 'insan merkezli tasarım' olarak adlandırdığım kavram. Paketi alıp, elinizden gelen en iyi şekilde uyguladığınız eski günler geçmişte kaldı. Bugün, şirket olarak yönlendirmeye çalıştığınız şey; genel olarak deneyim ve marka bilinirliği için gösterdiğiniz çaba etrafında toplanıyor.

4. Ekosistemler ve iş ortakları, beceriler arasında uçurumun kapanmasına destek olur

Ankete katılan şirketlerden %59'u; dönüşüm çabalarını hızlandırmaya yardımcı olacak beceri türünde, sektör genelinde bir eksiklik olduğuna inanıyorlar.

Bu; şirketler için önemli bir sorun. Çünkü; çalışanların müşterilere yardımcı olmadan önce, dijital teknolojinin avantajlarından nasıl yararlanacaklarını keşfetmeleri gerekiyor. İşletmeler, raporumuzda keşfettiğimiz üzere; yeni teşvikler geliştirme, şirket satın alımı ve zorunlu yeni eğitim gibi programları tanıtarak, bu sorunu çözmenin çeşitli yollarını arıyorlar.

Anket yaptığımız şirketlerin

%59'u

sektör genelinde dijital dönüşüm çabalarını hızlandırmaya destek olacak becerilerin yetersiz olduğuna inanıyorlar.

Bu zorluğun üstesinden gelmek isteyen birçok şirket için bir diğer yol; ortaklık. Şirketler beceri kaynaklarından ortaklaşa yararlanarak, karşılıklı fayda elde edebilirler.

Ortaklık şirketler için her zaman stratejik bir öncelik oldu. Ancak; dönüşüm çağında bu durum, önemli ölçüde hız kazandı. Aslında, araştırmalarımız gösteriyor ki; şirketlerin %68'i için ortaklık yapmak, günümüz piyasasında başarılı olmanın tek yolu. Ortaklık; elbette ki beceriler arasındaki uçurumun kapatılmasından çok daha fazlası. Şirketler; diğerlerinin güçlü yanlarından yararlanarak, müşterilerin gözünde öne çıkmak için pazarda hız kazandıracak ekipler oluşturmaktalar.

5. Güvenlik ve gizlilik önem kazanıyor

Teknolojinin, BT güvenliğinde işletmeler için önemli olmadığı bir zaman olmamıştır. Ancak bu dönüşüm çağında, güvenlik adına olmazsa olmaz konumda.

Veri miktarı hızla büyüyor. Bununla birlikte, güvenlik tehdidi yaratan aktörlerinin kapsamı da bir kasırga etkisiyle büyüyor. Bu arada, düzenlemeler sıkılaştırılıyor ve bu; şirket paylarını daha da yükseltiyor. Ne yazık ki, dijital güvenlik sorunlarının çoğu için basit bir çözüm yok. Yüksek hızlı ilerleme, yeni tehditlerin yeni teknolojiler kadar hızlı geliştiği anlamına geliyor. Bu, şirketlerin güvenlik yolculuklarının bir sorun olmadığını gösteriyor.

Bu nedenle, şirketlerin en önemli öncelikleri arasında güvenliğin olması şaşırtıcı değil. Araştırmalarımız gösteriyor ki, şirketlerin %38'i için güvenliğin iyileştirilmesi ve işletmeyi güvence altına almak; müşteri deneyiminin gelişimi (%40) ve öncü inovasyonlar ile (%39) eşit derecede önceliğe sahip. Şirketler; işleyişlerini korumaya devam etmek istiyorlarsa, güvenlik namına bu önlemleri almak zorundalar.

Ancak bu; sadece güvenlik teknolojisine yatırım yapmakla değil, aynı zamanda iç süreçler temelinde güvenliğe duyarlı bir kültür inşa etmekle de alakalı.

Şirketlerin bunu yapmasının bir yolu; özellikle de gelişmekte olan teknolojilerle başa çıkmak için, sağlam iç yönetim prosedürleri geliştirmek. Şirketlerin sadece %8'i, gelişmekte olan teknolojiler için yönetim işlevlerinin 'sağlam ve aktif' olduğunu söylerken; üçte biri (%33), seçilen gelişmekte olan teknolojilerin 'bir yönetim modeli altında gözden geçirildiğini' belirtti.

Önümüzdeki on yıla yaklaşırken, gelişmekte olan ve gelecek teknolojiler için; şirketlerin, yönetim işlevlerini tamamen güçlendirmelerini bekliyoruz.

Önümüzdeki on yıl içinde nelerin olmasını bekleyebiliriz?

Son on yılda; işletmeleri temelde yeniden tanımlayan, yaşam ve çalışma şeklimizi değiştiren muazzam teknolojik yenilikler görüldü.

Değişimin yüksek hızı, önümüzdeki 10 yıl içinde bunun daha da artacağını gösteriyor.Bugün, önemli akımlara dikkatini veren şirketler; geleceğin dijital işletmelerinin temellerini atacaklar.

Dijital dönüşüm liderlerinin altı alışkanlığının neler olduğu ve finansal performansı artırma yollarını, 2020'nin ilk günlerinde yayınlanacak araştırmamızla daha ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

  • Referansları göster#Referansları gizle

    1 Beş yıldan az bir süredir işlem gören ve 50 milyon dolar ile 1 milyar dolar arasında geliri olan şirketler

    Coca-Cola Company basın bülteni: 'Fountain Favorite: Sprint Cherry, Coca-Cola Freestyle'dan esinlenen İlk Ulusal Marka.' Coca-Cola Company, 13 Şubat 2017.

    McDonald's basın bülteni: 'McDonald's, Karar Teknolojisini Kullanarak; Dinamik Getiri Sağlayacak, Kişiselleştirmeyi Artıracak ve Müşteri Deneyimini Geliştirecek.' McDonald's, 25 Mart 2019.

Özet

2020'nin gelişi, dijital dönüşüm için önemli bir dönüm noktası. Bu makalede, önümüzdeki on yıllık inovasyonun temelini oluşturacak temel dijital eğilimleri inceliyoruz.