2 dakika okuma süresi 1 Eyl 2017
A tree-lined metropolis.

Akıllı binalar: sürdürülebilirlik stratejisi yatırım getirisini (ROI) nasıl etkileyebilir?

Gayrimenkul yatırımları için devlet destekli önlemleri dikkate alarak ilerlemek, hem önemli miktarda tasarrufu beraberinde getirebilir hem de sektöre değer katabilir.

Ticari binaların çevre üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda; gayrimenkul yatırım ortaklığı (GYO), özel yatırımcılar ve sigorta şirketlerine kadar bütün yatırımcı türlerinin, varlıklarını giderek benimsedikleri sürdürülebilirlik stratejilerinin katma değeri ile satın alma kriterlerine önem veriyor gibi görünüyorlar. İşte çevre ve akıllı binalar arasındaki hayati bağlantı burada yatıyor.

İlk olarak, biraz genel bilgi verelim. 2030 yılına kadar, küresel kentleşmede öngörülen %54 ila %66 arasındaki artışla; 10 milyondan fazla nüfusu olan mega şehirlerde beklenen artışın, zaten sınırlı olan doğal kaynaklar üzerinde büyük bir baskı oluşturacağı öngörülüyor. ABD Yeşil Bina Konseyi'ne göre, sadece ABD'de ticari binalar ve konutlar, karbondioksit emisyon oranının %39'unu oluşturuyor.

Bu azalan kaynakların perde arkasında, hem devlet yönetimlerinin hem de paydaşların önceliği sürdürülebilirlik olmaya devam edecek. Bu nedenle; hükümet önlemlerine merdiven dayamak, gayrimenkul yatırımları için önemli miktarda tasarruf ve katma değer anlamına gelebilir.

Enerji ve su tasarrufu ve sera gazının azaltılmasına yönelik sertifikasyon standartları, katma değerli yatırımların önemli bir göstergesi olarak görülüyor. Öyle ki, Enerji ve Çevre Tasarımı Liderliği sertifikasyonları sadece dokuz yıl içinde 2005'teki %6'lık seviyesinden %40'a yükseldi.

Akıllı bina teknolojisi, sürdürülebilirlik uyumunun yönetilmesi ve geliştirilmesine yardımcı olabilir.

Neredeyse tüm sermaye harcamalarında olduğu gibi, yatırım getirisi (ROI) mülk türlerine göre değişiklik gösterecektir. Bununla birlikte, bu teknolojilerin getirileri genellikle iki yıl içinde ortaya çıkabilir.

Enerji, su ve atık sorunları gibi sorunları gözlemlemek ve yönetmek için bina otomasyon sistemleri ile sürdürülebilir şekilde inşa edilen ve yönetilen gayrimenkuller, geleneksel emsallerinden daha iyi performans gösteriyor.

Bunun sonucu olarak; Morgan Stanley gibi yatırım firmaları, uzun dönem varlıklarda daha iyi sonuçlar elde etmek için daha geleneksel KPI'larla (kilit performans göstergeleriyle) birlikte, sürdürülebilirliği etkileyen KPI'ları da hesaba katıyorlar. Sigorta şirketleri ve finansman kurumları da uyumsuzluk riskini en aza indirmeye destek olmak için, sürdürülebilirlik girişimleri ve metriklerine bakıyorlar.

Morgan Stanley'nin Sürdürülebilir Yatırım Enstitüsü, 2016 yılında sürdürülebilir yaklaşımların faydalarını detaylandıran bir rapor yayınladı.

Raporda, sürdürülebilir binaların kiralamasının konvansiyonel muadillerine kıyasla %20 daha hızlı olmasının yanı sıra, %3 kira priminde ve doluluk oranlarında %2'lik artış nedeniyle sermaye giderlerinde bir azalma olduğu da kaydedildi. Ayrıca satış primleri, sürdürülebilir sertifikalara sahip binalarda %10 ila %30 arasında artış gösterdi.

Raporda ayrıca; nispeten düşük oranlar sunan yeşil tahviller ve devlet teşviği yoluyla finansman sağlanarak, finansman maliyetlerinin düşürülebileceği de belirtildi. Öyle ki, 2014 yılında iki ticari GYO, yeşil tahvillerle 700 milyon dolar topladı. Ayrıca, Fannie Mae ve Freddie Mac geçtiğimiz günlerde 'sürdürülebilirlik belgelerine sahip çok aileli konut projeleri veya borçlunun yıllık enerji veya su kullanımını %15 azaltma taahhüdü ile kredi faiz oranlarında 27 baz puan indirim ve daha yüksek kredi-değer limitleri' önerdiklerini açıkladı.

Bize ulaşın

Gördüklerinizi beğendiniz mi? Daha fazla bilgi için iletişime geçin.

Özet

Uyumluluk performansını korumak ve geliştirmek için, sürdürülebilirliği akıllı bina ekosistemiyle birleştirmek karmaşık bir girişim olsa da; ekolojik, yatırım ve mevzuata ilişkin perspektiflerden elde edilen kazançların, zorluklara göre daha ağır bastığı ortaya çıkıyor.

Bu makale hakkında